LONDON WEATHER
Ana Sayfa Yazarlar 20.12.2022 968 Görüntüleme
Herkesin konusu: “KKTC ‘deki Seçimler” Şahsımın konusu: “Aidiyetlik”

Herkesin konusu: “KKTC ‘deki Seçimler” Şahsımın konusu: “Aidiyetlik”

Uzun zamandan beridir oğlumun alamadığı vatandaşlık aynı zamanda  bir gencin aidiyetlik duygusunu sorgulaması evet konum bu…

Dile kolay, tam 17 yıldır KKTC’de yaşamış bir gazeteci olarak çeşitli kurumlara emeğimi hiç esirgemeden katkı koydum. Görsel ve yazılı medyada yöneten ve yönetilenlere herkese çıkarsız ve umarsız destek verdim, çünkü hem bu toprağı hem de bu toprağın insanını çok sevdim.

Bu adada yaşamayı biz hepimiz çok sevdik…

Neydi peki bizim istediğimiz?

İnsanca yaşamak ve yurttaşlık haklarımızı talep etmek…

Oğlum Enes Emre Erlale küçük yaşlardan itibaren Kıbrıs Türk kültürünü almış, ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite eğitiminin tamamını KKTC’de tamamlamış ve diş hekimi olmuş genç bir birey…

Evet son 5 yılı değerlendirmek istiyorum.

Tam beş yıl önce vatandaş olabilmek için dosyasını eksiksiz bir biçimde tamamladı ve İçişleri Bakanlığına sundu.

Ardından sağlık taraması, güvenlik soruşturması da yapıldı…

Sonrası mı?

Sonrasında malum istifalar yaşandı, hükümet düştü…

Derken, koalisyon tartışmaları, kamu, kurum ve kuruluşlarda görev dağılımları, koltuk paylaşımları…

Sonra tekrar hükümet kuruldu…

Daha sonra tekrar hükümet düştü, tekrar hükümet kuruldu…

Şah-mat oyunu!

Gelsin hayırlı olsunlar, kutlamalar…

Peki ya bizler?

Bekle ha bekle!

Bizim bu yaşadıklarımızı yaşayan, aynı kriterlere sahip, yurttaşlığı hak eden başka insanlar da az değil…

Gelgelelim oğlumun yurttaşlık başvurusu bu beş yıl içinde, bu dosya güncelliğini kaybetti.

İçişleri Bakanlığı makamında yeni bir bakan…

Bizlerse bakanlığa gidip gelmeler, dosyayı yeniden güncelleştirmeler, yeni bir sağlık taraması ve yeniden bir güvenlik soruşturması…

Her şey tamam ama dosya havada vatandaşlık?  Yok!

Yurttaşlık verildi mi? Yok!

İçişleri Bakanlığına git gel…

Telefonla ulaşmaya çalış, mesaj at…

Cevap mı?

Asla geri dönüş yok!

Karşılıksız…

Tek taraflı iletişim!

Bir ülkenin ilgili bakanlığı, bakanı, müsteşarı ya da sorumlu ve yetkili bir görevlisi neden geri dönüş yapmaz?

Bu ülkede yöneten ve denetleyen sistem yürürlükte mi peki?

Bu yurttaşlıkların  neye göre, kime göre verildiğini söyleyiniz ki! biz de aynı yollardan gidelim!

Yine bir yıkım, yine bir hayal kırıklığı…

Dolayısı ile Oğlumun gerçekleştireceği sosyolojik dinamikler sekteye vuruldu.

Oysa ki her ülke demokrasiyi kendi ulusal karekterine, ekonomik, sosyal ve kültürel değerlerine göre geliştirir ve bütün demokrasilerde temel prensip halkın yönetime yeterince katılma hakkında sahip olmasıdır. İnsan hakları evrensel bildirgesinin de  öngördüğü bu değil midir?

Neyi bekleriz?

Yıllarca mücadelenin ürününü bahsigeçen vatandaşlık, aidiyetlik, demokratik haklarının karşılığını eşit adil yaşamın olduğu seçme ve seçilme hakkının olduğu  bir hak evet bu vatandaşlık hakkı!

Yok! Bir oy hakkımızın dahi olmaması!

Soruyorum!

Peki ülkemizde gençlerimizin yönetime katılması ne yoğunlukta?

Çok mu zor gençlere gerçek anlamda değer veren bir KKTC yaratmak?

Gençlerimiz ülkenin kaderi dediğimiz geleceği  hakkında söz hakkı vermek?

Çoğunluk özne mi  tabiki de değiller…!

Siyasette özne değiller…

İş yaşamında özne değiller…

Kısacası toplumun her katmanına yabancılaştırılmışlar…

Hani nerde liberal politikalar?

Nerde doğrudan demokrasi?

Bunlar olmadan nasıl ilerlenebilir ki geleceğe?

Umutlar nasıl canlı tutulabilir ki?

Belirsizlik içinde bekleyerek geçiyor zaman…

Mutlu muyuz?

Bireyler mutlu mu?

Toplumumuz mutlu mu?

Oğlumun, “Anne biz nereye aitiz” dediği çok oldu. Canım yandı!

Yurttaşlık…

Bugün git, yarın gel!

Ha bu ay, ha gelecek ay derken, 5 yıl geçti… Üniversite  bitti…

Bizi adamızda evimizde  tutmak için ne yaptınız?

Sonuç mu?

Gençlerimiz ülkelerini terkederken,  yetkililer de gerek yurt dışı temaslarında gerekse de ülke içinde verdikleri beyanatlarda,

beyin göçünü durduralım gençlerimiz dönsün vaadlerinde bulunuyor.

İyi de 17 yıldır bu ülkede yaşayan ancak şu an adada oturumu olmayan bir genç olarak oğlum hangi hukuksal hakkı ile gelip de yaşasın bu topraklarda?

Neydi 5 yıldır yurttaş olamamasının gerekçesi?

Neydi bu husustaki hassasiyetiniz?

Gazeteci olmamıza rağmen  muhatap bulamıyoruz!

Bizler sizlerin bu umursamaz davranışlarınız yüzünden üzüntü ve zamanımızı kaybettiğimizden ötürü bir enkazının altındayız, yok mu bir yetkili ve sorumlular arasında sesimizi duyan?

Bu ülkenin Cumhurbaşkanı, bu ülkenin Bakanları bizim de Cumhurbaşkanımız ve Bakanlarımız değil mi? Cumhurbaşkanımız ve Bakanlarımız olsun bizim için çok değerliler bunu da belirteyim…

Neden gençlerimiz ülkeyi terk ediyor ya da etmek zorunda bıraktırılıyor?

Neden beyin göçüne bir dur denilmiyor?

Neden gençler küstürülüyor?

Evet şimdi yerel seçimler var, değişim zamanı deyip yine aynı aktörler sahada, vaadler tavan yapmış, dosyalar yığınla çözülmeyi bekliyor…

Gazetelerde yeni vatandaş olanların isim listesi  her gördüğümüzde, bakıyoruz ki ismimiz yine yok…

Zaman doldu, gün bitti. Oğlum mezun oldu ve o artık bir “Diş Hekimi” ama oturumu yok.

Ve işte 17 yıldır bu ülkede yaşayan bu gencimiz, eline aldığı bir küçük valize tüm hatıralarını, üç beş giysisini sığdırarak, arkadaşlarını, çocukluk anılarını arkadaşları ile içtiği bir çayın lezzetini, neşesini her şeyi kendini kendi yapan değerleri noktalayarak! KKTC’yi kırgınlıkları ile terk etti ya da terk ettirildi.

Oğlum, içi buruk bir şekilde halen de nereye ait olduğunu soruyor sorguluyor…!

Ben de soruyorum, bu muydu yıllarca verdiğimiz emeğin karşılığı?

Kimse uykusuz gecelerimizi sordu mu?

Ya da hissetti mi belirsiz bekleyişimizin acılarını?

Ve hayal kırıklıklarımızı duyabildi mi?

Tekraradan bir mücadele ve sıfırdan başlangıçlar…

Sorun sadece bunlar mı?

Elbette değil…

Ekonomiden sağlığa, insan haklarından eğitime, alt yapıdan ulaşıma, birçok alanda değişimin olması şart.

Ancak değişimin olmadığını görmek insana üzüntü veriyor.

“Ben şu parti ya da bu parti demiyorum.”

Yetkililer kimse bu konuda ses versin ki kapısını çalacağımız adresi biz de bilelim. Kimlerin yetkisi altında sorunların çözümü bilelim!

İnsan haklarını iyileştirmeden, insan ruhuna dokunmadan, yasal hak ve hukuk yerine oturmadan bu düzen nasıl düzelecek?

Bizler küserek, kırılarak ülkeyi terk etmek zorunda bıraktırılarak mı.?

Bir bakıma beyin göçü dedikleri de bu olsa gerek.

Beyin göçü Sanatçıların ve bilim insanlarının mevcut şartlardan ötürü ülkelerinden ayrılıp başka bir ülkede barınmasını ya da çalışmasını kapsıyor. Bu sorun sosyolojik olmakla beraber ekonomik ve kişisel nedenlere bağlanıyor. Peki soruyorum bu yıkıcı etkileri de beraberinde getiren tetikliyici unsurlar nelerdir.? Hiç soruyor musunuz kendinize?

Kendinize, makamınıza hiç soruyor musunuz bir ülkede beyin göçü oranlarının azaltılması için talep edilen hakların verilmesi ve mevcut şartların iyileştirilmesi için ne yapıyoruz? Diye…

Bu şartların başında ise insan hak ve özgürlükleri yer alıyor.

Bu sadece basit bir örneği…

Seçimleriniz hayırlı olsun!

Ben şu anda  İngiltere’deyim ve herhangi bir medya holdingine de!!! bağlı değilim.

Yarın da güneş doğacak ama bizde battı çoktan masal gibi!

Umarım ki bu kırılganlığımı, ve bu samimi eleştirilerimi dikkate alırsınız…

 

 

 

Yazar Hakkında

Adı Soyadı:

Mesleği: Journalist/Academic


Tema Tasarım |