ORGANİK EĞİTİM ŞARTTIR
Yıllardır gerek eğitimde gerekse toplumsal bağlamda birçok sıkıntılar yaşıyoruz. Ancak son dönemlerde hem toplumsal hem de eğitimsel sorunlar boyut ve yaklaşım değiştirmektedir. Üstelik içinden geçer olduğumuz bu küresel salgın, eğitim sistemlerindeki ihtiyaçları daha da bir farklılaştırmakta ve ivedileştirmektedir. Bu bağlamda bugünkü davamız yeni bir davadır. Bu yüzden düşünce ve eylemlerimiz de yeni olmalıdır. Artık mücadelemizde aklı daha da öne çıkarmalıyız.
Sonda söylemek istediğimi en başta söyleyeyim ki, yazının içeriği de ortaya çıksın ta en başında: Yaşamın kendisinin de çizgisel değil organik olması gibi, eğitim de, eğitimde yaşanan sorunlar ve süreçler de çizgisel değil organiktir.
Çocuklarımızın ve gençlerimizin kendilerini tanıyıp yeteneklerini keşfedebilecekleri bir eğitim yapılanmasına gidilmesi, eğitimin bir taraftan ülke ihtiyaçlarına göre diğer taraftan da bireylerin yeteneklerine göre planlanması oldukça önemlidir. Bugüne kadar bu plânlamanın hem gençlerin yetenekleri üzerinden yapılmaması hem de ülke ihtiyaçları üzerinden planlanarak sürdürülmemesi nedeniyle, bugün birçok sorunla karşı karşıya gelmiş bulunuyoruz. Öyle ki, ülkede ihtiyaç duyulan alanlarda yeterince insan yetiştirilmez ve bu alanlarda ülke dışından ülkemize birçok meslek alanında çalışan insanlar getirilirken, birçok alanda da yığılmalar yaşanmakta ve oldukça önemli sayıda üniversite mezunu genç kendi ülkesinde iş bulamayıp ve göç etmek durumunda kalmaktadır.
Eğitim sistemlerinde bir işgücü ve yetenekleri ortaya çıkaracak planlama yapılmadığından ötürü de aileler çocuklarının bir zanaata veya meslek okullarına yönelmesi yerine üniversitelerin belli bölümlerine gitmelerini istemektedirler. Hatta son dönemlerde üniversiteyi bitiren çocuklarının doktora değilse de en azından yüksek lisans yapmalarını istiyorlar. Oysa bir taraftan ülke ihtiyaçları diğer taraftan da gençlerin ilgi ve yetenekleri bir kısmının üniversite yerine meslek okullarına gitmelerini gerektirmektedir. Kimlerin hangi alanlara yönelmelerinin daha verimli olabileceğini görebilmek için çok iyi planlanmış bir temel eğitim dönemine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu dönemde çocuklar bir taraftan herkesin öğrenmesi ve kazanması gereken bilgi ve davranışları kazanacak diğer taraftan da kendi ilgi ve yeteneklerini keşfederek hangi meslekte daha başarılı ve mutlu olacaklarını öğreneceklerdir. Önemli olan temel eğitim döneminde öğrenciler arasındaki farklılıkları ortaya çıkarmaktır. İşte hem bunları düzenlemek hem de toplumsal ihtiyaçları karşılayabilmek için simbiyotik olarak yetenekleri ortaya çıkaracak organik bir eğitim plânlaması yapmamız gerekiyor.
FARKLILIKLAR DEĞERLİDİR
Bir toplumda ne kadar çok farklı yetenek varsa, bu oldukça önemli ve değerlidir. Sanatsal anlamdaki yetenekler de ortaya çıkarılmalıdır. Ancak maalesef ki bu çizgisel eğitim modelinde yetenekler de ortaya çıkamıyor. Bu durum toplumun geleceği açısından doğru olmadığı gibi sağlıklı da değil. Birçok alanda yeteneği olan toplumlar sorunlarını daha rahat aşabilir. Yaratıcılık önemlidir. Eleştirel düşünce gelişme için olmazsa olmazdır. Akıl da bir yetenektir. Sentezleme yeteneği de oldukça önemlidir. Toplumsal ve evrensel olaylarda kazan-kazan durumları için de sentezleme yeteneğine ihtiyaç vardır.
Günümüzdeki eğitim sistemi zihinsel boyuta yöneliktir. Halbuki, tüm dünyada olduğu gibi toplumumuzun da esas gereksinimi sosyal ve duygusal öğrenme boyutundadır. Empati, kendini tanıma, özsaygı ve tutumlar, sosyal ve duygusal öğrenmeleri okul öncesinden başlayarak lise bitene kadar programlara etkinliklerle adapte etmeli, öğretmenlerin de sosyal ve duygusal öğretim konusunda eğitim almaları plânlanmalıdır. Toplumsal ve aile eğitimleri de bu boyutları ağırlıkla içerecek biçimde düzenlenip uygulanmalıdır.
ÇİZGİSELLİK VE FAST-FOOD EĞİTİM YETENEKLERİ ÖLDÜRÜYOR
Yönlendirme ve fırsatlar yaratıp sunma sistemi oldukça önemlidir ve kesinlikle çizgisel değil organik olmalıdır. Ülkemizde binlerce üniversite mezunu var ancak kendilerine olamadıkları gibi ülkeye de faydaları dokunamıyor. Yığılmalar giderek de artıyor.
Ülkemizdeki modeller fast-food modellerini andırıyor ve herşey bir standart gibi ele alınıyor. Nasıl ki fast-food insanların sağlığını bozuyor, çizgisel ve fast-food tarzında bir eğitim ve standardizasyon da insanların ruh ve enerjilerini tüketiyor. Fast-food eğitim yeteneklerin analiz edilmesinde hiçbir fayda sağlamıyor. Ülkemizdeki eğitim modeli bir tür sanayi modelidir. Çizgiseldir yani. Tektipleşmedir. Pink Loyd’un The Wall filmini ve şarkısını hatırlıyor muyuz? İşte tam da öyle bir tektipleşme!
Yeni dönemde eğitim sistemlerinde sanayi modeli yerine ziraat modeline geçilmesi kaçınılmaz olarak görünüyor. Bu model organik bir model olmalı. Seçimlik derslerin yelpaze gibi açılması gerekir. Yeni bir modelle ziraat prensipleri gibi, yaşamın kendisi gibi organik yöntem ve yaklaşımları hayata geçirmek durumundayız.
Organik bir eğitimle insan gelişimini sağlıklı bir biçimde sağlamalıyız.
Öğretmenlerin yetenekleri ile teknolojiyi birleştirmeliyiz. İnternet ve teknolojileri öğretmenlerin öğretme teknikleriyle buluşturmalıyız. Böylece eğitimden yola çıkarak bir devrim çıkarmak mümkün olabilir. Unutmayalım ki çocukların hayatı tecrübe ettikleri mekânlardır. Öğrencilerin ve hepimizin düşünmesi gereken sorular vardır:
Sahip olduğun diploma senin hayallerini gerçekleştirebilir mi?
Hayalindeki ve yeteneğindeki meslek nedir?
Bilmeliyiz ki, bir meslekte en önemli konulardan biri de o mesleğe duyulan aşktır.
Benzer Yazılar
-
Hatıraların Kadim Muhafızları
-
İyi Kalmak
-
Kadının Onuru, Medeniyetin Kalbidir.
-
Sükûnetle Yürümek
-
EY DOST
-
SEÇTİKLERİMİZ BİZE LAYIK OLACAKMIDIR?
-
KAPILAR…
-
Herkesin konusu: “KKTC ‘deki Seçimler” Şahsımın konusu: “Aidiyetlik”
-
Sokağın Sesimi ? Yoksa Muhalefetin Trolümü ?
-
Dr. Mehmet Çoban’ın kaleminden
-
EVRENSEL OLANLA BÜTÜNLEŞMELİYİZ ÜYOPYAMIZI ÜRETEREK…
-
İmgelerle var olmak ya da olmamak