GERLİMİ JOSEF SATALİN BAŞLATTI!

Azerbaycan-Ermenistan çatışmasının kökeni yüzyıl öncesine dayanır. 1920’lerin sonundan ölümüne kadar diktatörlük rejimi ile yönettiği  Sovyetler Birliği döneminde, Komünist Parti Genel Sekreteri Josef Stalin, Azerbaycan sınırları içinde bulunan Dağlık Karabağ’da bir Ermeni özerk bölgesi oluşturma kararı verir. Bunun için farklı bölgelerden birçok Ermeniyi buraya yerleştirir. Rusların bu kirli politikaları kanlı eylemleri 90’lı yılların sonunda artış gösterir. Azerbaycan ve Ermenistan arasında 1980’li yılların sonra Karabağ meselesi yüzenden başlayan gerilim,  25 Aralık 1991 tarihinde Sovyetler Birliği  Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov’un istifa etmesinin ardından Sovyetler Birliği dağılmıştır. Bu iki devlet bağımsızlıklarını kazanınca sıcak çatışmalar yaşanmıştır. Uzun savaşların ardından 1991’den 1994’e kadar çok sayıda ateşkes girişimi olmasına rağmen Ermenistan her seferinde masayı devirdi ve süreci bloke etmiştir. Azerbaycan hukuksal çerçevede  her daim zarar gören ülke olarak yerini almıştır.

KAZAK VE RUS GÖZLEMCİ; AYNI ZAMANDA ÜNLÜ GAZETECİLERİ TAŞIYAN HELİKOPTERE  SUİKAST
Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin ve Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in garantörlüğünde 24 Eylül 1991’de iki taraf anlaşmaya vardı. “Jeleznovodsk Anlaşması” Karabağ meselesindeki ilk ateşkes anlaşması olarak tarihte düştü. Ermenistan  yine üzerine düşen adımları atmadı. Araya arabulucu gözlemci devletler girdi. 20 Kasım 1991’de Azerbaycan hükümeti üyeleri, adalet ve güvenlik yetkilileri, iki Rus Generali, Kazak ve Rus gözlemcileri ve ünlü gazetecileri taşıyan helikopter, Ermenilerin kontrolündeki bölgeden açılan ateş sonucu  ile düşürüldü. Helikopterde bulunan herkes hayatını kaybetti. Süreç çözümsüzlükle felakete uğradı.

KANLI EYLEM HOCALI KATLİAMI
Daha sonraki  adım ise İran’dan gelir. İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Velayeti 24 Şubat 1992’de arabulucu statüsü ile  bölgeyi ziyaret eder. Hocalı Katliamı 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ  bölgesindeki Hocalı  Kasabasında yaşanan ve Azeri sivillerin Ermenistan’a bağlı kuvvetler tarafından toplu şekilde öldürülmesi olayıdır. İran arabulucu statüsünde araştırmalarını sürdürüp ateşkes çalışmalarını sürdürse dahi;  Ermenistan, 26 Şubat’ta  Hocalı’da yakın tarihin en kanlı soykırımlardan birini gerçekleştirir. Katliamı gerçekleştiren komutanın başında Serj Sarkisyan vardır. Bulunduğu Ermeni ordusu çoluk çocuk demeden 613 Türkü katleder. Bu isim ilerideki  Ermenistan Devlet Başkanı  Serj Sarkisyan’dır.   Bir sonraki ateşkes girişimleri İran başta olmak üzere başarısızlıkla sonuçlanır. Adım adım takip edilen bu çözümsüzlük 8 Mayıs 1992’de bir yenisini daha tarih sayfasına ekler.  Azerbaycan Devlet Başkanı Vekili Memmedov ile Ermenistan Devlet Başkanı Petrosyan Tahran’da, İran Cumhurbaşkanı Rafsancani’nin nezaretinde masaya oturur. 8 maddeden oluşan bir anlaşma imzalanır. Ancak aynı gün Ermenistan ordusu bölgenin kilit noktası  konumundaki Şuşa’yı, 17 Mayıs 1992’de ise Laçin’ı işgal eder.

BM’NİN  DEVREYE GİRDİĞİ GELİŞMELER
1992 26 Ağustos tarihinde bu kez arabulucu statüsünde Kazakistan’ın bağımsızlığını ilan etmesi sonrası 28 yıl boyunca rakipsiz bir şekilde ülkesinin lideri olan  Nazarbayev, Ardından 27 Ağustos 1992’de Minsk Grubu Başkanı Mario Rafaelli  bir çağrı yaparak, temaslara başlar. Azerbaycan ve Ermenistan  Minsk Konferansı  için ateşkesi masaya yatırır.  Aynı zamanda da Azerbaycan, Ermenistan ve Kazakistan Dışişleri Bakanları arasında 27 Ağustos 1992’de Almatı Bildirisi servis edilir. Bu  taraflar 3 Eylül 1992’de Minsk Grubunun da çağrılarına uyarak Almaatı bildirgesini de hayata geçirmek bu katliamlara son vermek için İcevan’da protokol imzalar. Ancak çok geçmeden oyunbozan  Ermenistan  Almaatı Bildirisi’nden çekildiğini açıklar. Çözümsüzlükle sonuçlanan müzakerelere yine bir yenisi eklenir, 20 Şubat 1993’te Roma’da ABD başta olmak üzere  Azerbaycan, Ermenistan, Rusya temsilcileri ve Minsk Konferansı Başkanı Rafaelli’nin katıldığı Roma görüşmeleri başlar.  Masada anlaşma yönünde bir gelişme  sağlanır.  Ancak 27 Mart 1993’te Ermenistan yine Azerbaycan’ın Kelbecer bölgesini işgal eder. İşte  bu yaşanan çatışmaların  üzerine devreye BM girer.

BM’NİN İRADESİ YOK
müzakerelerin çözümlüzlüğü karşısında taraftarlara BM Güvenlik Konseyi 822 sayılı kararla Ermenistan’ı kınama yaptı.  Ve Kelbecer’in işgaline son verilmesini istedi. Türkiye ve uluslararası kuruluşlardan da destek gelen bu süreçte;  Rusya ve ABD barış çağrısı yaptı. Barış çağrısına karşı   Ermenistan’ın dış kaynaklı asker desteği ile hamleleri devam etti ve Azerbaycan topraklarını işgali sürdü. Birleşmiş Milletler, 1993 yılı sonuna kadar Ermenistan’ın işgalleri kınayan 822, 853, 874 ve 884 sayılı kararları havada kaldı. Ermenistan ise dış kaynaklı aldığı güç ile maalesef her daim oyunbozanlığına devam etti kararlara kesinlikle uymadı.

KAĞITLARDA KALAN ANTLAŞMA

Ortaya çıkan yeni bağımsız ülkelere demokrasi kültürünün ve demokratik kurumların işleyişine ilişkin deneyimlerin aktarılması konularında önemli bir işlev üstlenen AGİT ve Rusya’nın da olduğu  arabulucular müzakere süreçlerini tekrar başlatarak,  4-5 Mayıs 1994 tarihlerinde, Bişkek’te “Bişkek Protokolü” imzalar. Nitekim bu belge içeriği gereği Azerbaycan ve Ermenistan Savunma Bakanları ateşkese uyar. Yıllarca süregelen çözümsüzlükte uyumsuz olan Ermenistan kanlı eylemlerinden asla vazgeçmez, küresel ölçekte birçok sorunu da beraberinde getirir. Dolayısı ile bu savaşta denge noktaları nereye doğru evrilecek, uluslararası aktörlerin tutumu, diğer yandan, BM Güvenlik Konseyi kararlarının uygulanması hayli merak konusu.

Hülya ÖZKOYUNCU