Ana Sayfa Yazarlar 6.06.2020 511 Görüntüleme
Kazan Kazan

Kazan Kazan

Nasreddin Hoca rahmetli, eşeğinden düşer ve acıyla kıvranırken, başına toplananlar hemen doktor çağırın diye bağırışırken, Hoca  bana doktor değil,eşekten düşen birini çağırın ..halimden en iyi o anlar .. der.
Aynı şekilde empatiyi, kızılderililer de  Beni yargılamadan önce , benim makosenlerimle dolaşmalısın .  şeklinde ifade ederler.
Yaşamımızın her karesinin, olmaz sa olmazıdır empati yapmak. Karşındakini anlamaya çalışmak, deneyimlerden yola çıkarak çözüm bulmak, hem bizi hem de karşımızdakini mutlu edecektir..
Duygusal zekası gelişmiş olanların, empati kurmada daha başarılı oldukları söylenir. Duygusal zeka; bir insanın kendi duygularının bilincinde olması , diğer insanların da duygularının bilincinde olması , dolayısıyla davranışlarında bu unsuru dikkate almasıdır.
Günümüzde birçok çalışma ortamında , yönetici pozisyonundaki başarılı kişilerin duygusal zekası gelişmiş, insani ilişkileri en üst seviyede ve toplumda değer bulan örnek kişiler olduğu gözlenmektedir. Bu kişilerin yaptıkları tek şey astlarıyla empati kurmak, onları anlamak ve motive etmektir . Kısaca astlarını kazanarak, iş yerinde verim artışını sağlamış, kendisi de konumunu sağlamlaştırmıştır.
Bu özellikteki yöneticileri barındıran iş yerleri ,her zaman başarı grafiğini yükseklerde tutar. Hem kendi,hem çalışanları, hem de devletimiz kazançlı çıkar.
Bazı iş yerlerinde ise statükocu zihniyetle kadrolaşmış yönetimlerin , iş yerini değil,kendi konumlarını korumak için uyguladıkları despot yönetim tarzı çalışanlarını mutsuz etmekte ve başarı grafiğini düşürmektedir.Başarısızlığı kamufle etmek için de klasörler dolusu gereksiz bilgi ve rakamları renk renk bezeyip, simetromanik düzeyde mazruftan ziyade zarf hazırlamak, astlarına bu gereksiz şeyleri yaptırırken , onlara ne kadar güçlü olduklarını hissettirmenin hazzını yaşamaktadırlar. Nasıl mı? Örneğin karşısında çay içerek.. Çünkü müdür kademesinin altındakiler hiçbir ahval ve şeraitte iş yeri içinde çay,kahve içemezler.
Bu tür yöneticileri olan kurumlar zarar ettiklerinde ve ya istedikleri büyümeyi yakalayamadıklarında ya da kendilerinden çok sonra kurulmuş aynı iş kolundaki şirketin kendilerini nasıl da geride bıraktığını ancak gene başkalarını suçlayarak açıklayabilirler.
Öğrenciliğimizde zayıf not aldığımızda ,öğretmen bana gıcık gidiyor ya da bana taktı dediğimiz gibi.
Karşısındakine yürek kapılarını kapatmış, kendi kimliğinin ve egosunun ötesini duyamayan,her türlü ilişkisinde başarısız ve toplumsal bir otizmin pençesinde kaybolmuş,acısını bir şekilde elde ettiği makamının verdiği güçle astlarından çıkartan yönet(emeyi)icilerden kurtulamayan işyerleri her zaman başarısızlığa mahkumdur.
Bu tür iş yerleri, duygusal zekası gelişmiş,şirketin başarısı için dinleme ve anlama yeteneğine sahip yönetici kadrosu oluşturmalı,üstler , astlarının olumlu yönlerini görmeli, onları motive edecek unsurları araştırıp öğrenmelidirler.
İş yeri içersinde açık kapı politikası uygulamak, çalışanların kendi görüşlerini korkmadan,endişelenmeden dile getirmelerini sağlayarak belki de hiç farkına varamayacağınız işyeri için hayati önem taşıyan bir olayı ortaya çıkartabilir.
Empatik olan yöneticinin işyerinde fikir havuzları kurması önemli katkılar sağlar.
Yirmi beş yıllık çalışma hayatımda en alt kademeden üst kademe yöneticiliğe kadar görev aldım.Şunu anladım ki fikrine değer verdiğim elemanım sayesinde ben yükseldim. Beni dinleyen ve anlayan üstüm de benim sayemde prestij kazandı. İnsanların yaşamında mutluluk önemli bir yer tutmakta ve yaşamını önemli ölçüde etkilemektedir.Kişisel ilişkiler önemli bir mutluluk kaynağıdır.Tatminkar ve etkin iletişim yaşayan insanlar, bunu yaşamayanlara göre daha mutlu ve sağlıklıdırlar. Mutluluğu yakalamış kurumlarda ise verimliliğin arttığı ve çalışanların kendilerini kurumlarının bir parçası olarak gördükleri gözlenmektedir.
Sözün özü  OLMA KESER GİBİ HEP SANA, OL TESTERE GİBİ BİR SANA, BİR BANA.
Esenlikle kalın.

Yazar Hakkında

Adı Soyadı:

Mesleği: Doktor


İlginizi çekebilir

Bilgiç

Bilgiç

Tema Tasarım |