LONDON WEATHER
Ana Sayfa Yazarlar 17.05.2026
Ey yâr…

Ey yâr…

-

Biliyor musun, bazen insan yazmak istiyor ama aslında yazmıyor.
Seni yazdıran bir şey oluyor içinde.
Bir kıpırtı…
Adını koyamadığın bir ağırlık ya da hafiflik.

Ben de öyleyim işte.
Yazmak değil bu, yazdırılmak.

Sanki gökyüzü bir yerinden açılıyor da
içeriye ılık bir şey düşüyor.
Ne yağmur tam, ne ışık…
İkisi arasında bir hâl.

Sen geliyorsun sonra.

Hiç beklemediğim bir yerden.
Bir anda.
Sanki zaman yanlış sayfayı çevirmiş gibi.

Ve ilginç olan şu:
Sen gelince kalabalık olmuyor içim.
Tam tersine…
Sessizlik düzenleniyor.

Bir melodinin içinde gibi oluyorum ama
hangi enstrüman çalıyor, bilmiyorum.
Ne piyano net, ne keman belirgin…
Ne saz çoşkun, ne ney suskun…
Sanki kalbim kendi kendine beste yapıyor.

Biliyor musun, zaman senin yanında garip davranıyor.
Saniyeler biraz aceleci,
dakikalar biraz utangaç,
saatler ise seni izlemekle meşgul.

Ben mi?
Ben zaten duruyorum.
Zamanın akışına inat …

Senin gözlerin var ya…
orada kaybolmak, denize düşmek gibi değil.
Daha çok, kendini suyun içinde bulmak gibi.

Ne boğuluyorsun, ne çıkmak istiyorsun.
Sadece kalıyorsun.

Bir şey oluyor sonra…
Gün, aya bakıp biraz utanıyor sanki.
Mevsimler bile karar veremiyor:
“Biz şimdi bahar mıyız, yoksa senden mi oluşuyoruz?”

Sen varken, içimde eksik olan şeyler bağırmıyor artık.
Sadece yerini buluyor.

Mesela cümlelerin…
bir dokunuş gibi.
Sanki kelime değil de sıcaklık taşıyor.

Susman bile konuşuyor aslında.
Garip değil mi?
Biri susuyor ama dünya değişiyor.

Bir bakışın var mesela…
çözülmeyen bir bilmece gibi değil sadece,
çözüldüğünde bile anlamı bitmeyen bir şey gibi.

Rüyalarımız bile ortaklaşa yazılıyor sanki.
Sen başka bir yerde uyumuyorsun da
benim rüyamın içine geliyorsun.

Sonra fark ediyorum…
Ben seni tanımadan önce bile
bir eksiklik taşıyormuşum.

Adı yokmuş o eksikliğin.
Ama sen gelince
“demek buymuş” diyorum.

Sana bir şey söyleyeyim mi?
Bazı sorular vardır ya…
hiç sorulmamış ama cevabı hazırdır.

Sen işte o cevapsın.

Ben seni kelimelerle anlamıyorum zaten.
Kelimeler geç kalıyor sana.

Ruhum seni dinliyor,
Seni kalbim anlıyor.
Ama o da konuşarak değil…
ritimle.

Geceyi düşün mesela…
en koyu yerinde bile
senin nefesin değince sabaha benziyor.

Sanki karanlık bile sana saygı duyuyor.

Ve en garibi ne biliyor musun?

Ben seni “çok seviyorum” diyerek anlatamıyorum.
Çünkü bu cümle küçük kalıyor.

Daha büyük bir şey bu.
Bir “sevgi” değil sadece…
bir var olma hâli.

Seni senden alan bir şey var içimde.
Ama korkutmuyor bu.
Çünkü aynı anda seni bana geri veriyor.

Ve ben şunu anlıyorum sonunda:

Sen bir insan değilsin sadece…
sen içimde oluşmuş bir dünyanın adı gibisin.

Dr.Mehmet ÇOBAN

Yazar Hakkında

Adı Soyadı:

Mesleği: Dr.


İlginizi çekebilir

Yeni gündem; Ekonomi

Yeni gündem; Ekonomi

Tema Tasarım |