Gazeteci Ahmet Vamık’ın konuğu olan Kamusen Başkanı Metin Atan, Türkiye ile KKTC arasında dün imzalanan İktisadi ve İşbirliği Anlaşması’nın ardından açıklanan 2020 yılı eylem planıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Atan, değirmenin suyunun ne kadar döneceği konusunda ülkenin sıkıntı yaşarken bir de pandeminin yaşanmasının, sorunları daha da artırdığını ifade ederek, Türkiye’nin bugüne kadar ülkemizin yanında bulunduğunu ve can suyu verdiğini söyledi.
Bu yardımları yaparken bir takım yaptırımlara gidildiğinden bahseden Atan, Türkiye’nin ani kararla Eylem Planı imzalamasının, KKTC’nin battığı iddialarına cevap olarak yapılan bir atılım olduğunu düşündüğünü söyledi.
Atan, Türkiye’nin haklı ve iyi bir katkı yaptığını ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti:
“Umarım halkımız ve hükümet edenler bunu iyi kullanır. Planın ana 3 hedefi; denetim, proje ve işin ehli insanları istihdam etme mantığıdır. Bizde yıllarca mülakat değil de torpil usulü istihdam yapıldığı için bu gemi battı artık. Bankaların çoğu, faizsiz ödemeye riayet etmedi ve faiz uyguladı. Öte yandan işletmeler kısa yoldan giderek, çalışanlarını durdurmayı seçti. Dibe vurup, çıkarsınız diyorlar ama bu üretim, sanayi, eğitim, sağlık ve turizmle olur. İnşallah aktarılan bu kaynak iyi yönde kullanılır da belki bir tık daha yukarıya çıkabiliriz.”

“BENCE MECLİSTE 50 MİLLETVEKİLİ OLUŞU DA FAZLADIR. ÇÜNKÜ BU ÜLKEDE ÇOK BAŞLILIK HÂKİMDİR”
“Eylem Planı’nın içeriğine bakılırsa, içerisinde 17 madde bulunuyor. Sendikalar olarak, bu ülkede herkesin elini taşın altına koyması gerekir. Siz sermayeyle ilgili hiçbir şey yapmayacaksanız ve devletten kesip, kamuyu ödeyecekseniz bu doğru bir davranış değil. Piyasaya sıcak para akışı sağlanmalıdır ki esnaf kemiklensin, hayat yeni normale dönebilsin ve biraz daha gücünü toplasın. Bana göre mecliste 50 milletvekili oluşu da fazladır. Çünkü bu ülkede çok başlılık hâkimdir. Bakanlar Kurulu kararları alınıyor, her kafadan bir ses çıkıyor. Bu pandemiden başarılı çıkılmasının en büyük sebeplerinden bir tanesi de halkın alınan kararlara uymasıyla olmuştur.”
“TÜRKİYE’YE KIZIYORUZ AMA KIZMAMAMIZ GEREK. SEN YÖNETEMEZSEN BİRİ GELİR, SENİ YÖNETİR”
“Özel sektörün, esnafın artık ayağa kalkabilmesi için üretim ve sanayinin başlaması gerekir. Küçük üretim yapabiliyoruz ama tam anlamıyla randımanlı bir şekilde üretim yapıp, ihraç edebiliyor muyuz bu bir muammadır. Bizi idare edenler neyin ne olması gerektiğini adaletli ve hakkaniyete dayalı bir şekilde işyerlerinde uzman olan akademisyenler ve ekonomistlerle oturup fikir üretilmelidir. Bazen Türkiye’ye kızıyoruz ama kızmamamız gerek. Sen yönetemezsen biri gelir, seni yönetir. Bunu şov yaparak değil icraat yaparak gösterebilirsiniz. Bu ülkede biz adam gibi vergi toplamış olsaydık, kendi iç piyasamızı çevirebilirdik. Gelen para için tabi ki yaptırım uygulanacak, koşullar sunulacak ve bunu yapmazsan bu parayı alamazsın denmesi gerekiyor. Plan 3 yıllık bir plan, tabi biz bunların içeriğini detaylı olarak bilmiyoruz ama bu detayları öğrenip, daha detaylı değerlendireceğiz.”
“HÜKÜMETİN, İSTİHDAM KONUSUNDA ADİL OLAMAYACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM”
“Yönetimin istihdam konusunda adil olamayacağını düşünüyorum. Daha önce istihdam yapılamayacak denilip, arka kapılardan sözleşmeli personel alındı. Ben sağlığın bunun dışında tutulması gerektiğine inanıyorum. Çünkü onların bu pandemi sürecinde inanılmaz hizmetleri var. Sağlık konusunda hemşire ihtiyacı bir o kadar daha arttı ve nöbetler dönmüyor. Diğer sektörlerde önlemi alınabilir ama sağlığın bunun dışında tutulması gerekiyor, çünkü pandemi bize bunun ne kadar önemli olduğunu kanıtladı. Eğer personel alınacaksa ve gerçekten ihtiyaç varsa Kamu Hizmeti Komisyonu sınavlar yaparak, eleman alıyor. Çalışanı ve özel sektörü de mağdur etmemek lazım. Özel sektörde de sendikalaşmaya gidilmelidir, çünkü çalışanın garantisi işverenin iki dudağı arasındadır. Ben çok fazla hakkaniyetli olacaklarını inanmıyorum.”
“ŞU ANDAN İTİBAREN YAPILMASI SÖZ KONUSU OLAN KESİNTİLERE KARŞI SESSİZ KALMAYACAĞIZ”
“Kesinti konusuyla ilgili biz bir basın açıklaması yaptık. Elimizi taşın altına koyduk, ama şu andan itibaren yapılacak kesintilere karşı sessiz kalmayız. Şu ana dek yapılan kesintilerin de geri ödeneceği söylendi. Kesinti olacağıyla ilgili duyumlar alıyorum ama yerel kaynaklardan aktarım yapılırsa. %57 olan yerel kaynaklar %41’e kadar düştü. Bu kesintilerin bu yıl içinde ödeneceği söyleniyor ama henüz belli bir tarih yok. Buradan herkese sesleniyorum, daha fazla kesinti yapılmasına müsaade etmeyeceğiz.”
“ÖNCE SAĞLIK SEKTÖRÜNE İSTİHDAM YAPILMASI VE CEZAEVİ PERSONELİNİN ARTIRILMASI GEREKİR”
“Önce sağlık sektörüne istihdam yapılması gerekir. Cezaevi personelinin artırılması lazım. Eğer projeler hayata geçirilecekse, diğer idari mekanizmalarda gereksinim doğrultusunda istihdam yapılması lazım. Sırf yapmak için değil, icraat açısından işe yarayacak personel alımı gereklidir. Proje yapamadığımız gibi denetleme de yapamıyoruz. Bunu market fiyatlarından da açıkça görebiliyoruz. Biz sendikalar olarak kamuyu ayakta tutmaya çalışıyoruz ama özel sektör ne yapacak? O katkı desteği de bitti. Bizdeki bu sıkıntıları çözebilmek için para yeterli olmayacak, herkesin hakkaniyetli bir şekilde elini taşın altına koyup, adaletli davranmasıyla ancak çözüm üretilebilir. Gelmiş geçmiş hükümetler sendikalarla arasına mesafe koymuştur. Neden özel sektörün sendikaları yok? Sendikalar köprü vazifesi gören, dengeleyici elementlerdir. Özel sektörde işçinin hakları elinden alınıyor ve köle gibi çalıştırılmaya mecbur bırakılıyor.”