KİM YAPACAK?
Yarım asırdır giderek artan bir şekilde ama özellikle de son çeyrek yüz yılda daha da yoğun bir biçimde, neredeyse bütün toplumlar ülkelerindeki mevcut eğitim sistemlerini sorgulamakta, günümüz koşullarına uygun bir hale getirmeye çalışmaktadırlar. Özellikle de son aylarda yaşadığımız ve halen de süregiden bu küresel salgının yarattığı deprem, panik ve korkuyla birlikte yeni davranış ve uygulamalar, eğitim sistemlerindeki anlayış ve yapılanmaların topyekün değişmesini kaçınılmaz bir hale getirmektedir.
Bu sorgulamanın hareket noktası, kalıplaşmış zihinler üreten eğitim sistemlerinin 21. yüz yılın aradığı insanı yetiştirmekten uzak olması, ancak toplumların düşünen, yaratan, sorun çözen insanlara daha çok gereksinim duyması olarak görünse de; kanımca insanoğlu neredeyse yüz yıllardır farklılıklarını öne çıkaramadan ve yeteneklerini keşfedemeden yetişen insan tiplerinden ve özellikle emperyal toplumların dünyanın birçok ülkesinde yarattığı savaş, yoksulluk, yıkım ve kirlenmelerden usanmış durumdadır.
Bilindiği üzere tüm dünyada bu köhnemiş sistemin yaratıcıları, kendi yarattıkları bu sistemin sorgulanmasına tahammül edemedikleri için de, ne cadı kazanlarını kaynatmaktan, ne kitap ve sanatçı yakmaktan, ne de engizisyonlardan vazgeçebilmiş değillerdir.
Dünyanın bu gidişatından rahatsız olan ve bu düşüncelerden hareketle toplumsal dönüşümleri hedefleyen eden toplumlar, öğrenciyi eğitim sistemi içinde giderek daha etkin bir konuma getirmeye çabalıyorlar. Artık sessizce oturup, yalnızca verileni almakla yetinen ve sadece sorulan soru bağlamında istenileni aktaran öğrenciler, geleceğin ve insanlığın teminatı olarak algılanmamalıdırlar, çünkü yalnızca genç olmak bu ağır görevi yaşama geçirebilmek için yeterli görülemez.
Görecek, duyacak, çözümleyecek, söyleyecek, yapacak, katılacak ve paylaşacak; öğrenmeyi öğrenecek; böylece bilgiyi yalnızca tekrarlamayıp, bilinenleri sorgulayacak ve var olan ve öğrendiği bilgiden yola çıkarak kendi bilgisini kendisi üretecek insan yapılarıdır yaşamı geleceğe taşımaya gücü olan.
Bir insan neler bilmelidir?
Yaşamını kolaylaştırabilecek hangi becerilere sahip olması gerekir?
Bunun bir reçetesi var mıdır? Eğitimde reçete, günübirlik çözümler işe yarar mı?
Geleneksel eğitim yöntemlerini terk ederek, öğrencinin merkezde olacağı eğitim sistemlerinin uygulanması gerektiğini önerenler, bu sorulara aşağıdaki konulara dikkat çekerek cevap veriyorlar:
- Eğitimde hedefler belirlenirken, öğrenmenin bireysel bir süreç olduğu, öğrenme hızının bireylere göre değiştiği, bireylerin ilgi alanlarının ve gereksinimlerinin birbirinden farklı olduğu unutulmamalıdır.
- Öğrenmeyi daha etkin hale getirmeyi hedefleyen eğitimin, bireyselleştirilmiş ders programlarını temel alması ve öğrencinin kendisinin de içinde bulunmayı tercih edeceği durumlar ve bunlarla ilgili becerileri kazandırmaya dönük olması gerekir.
- Öğrenci, kendi eğitsel gereksinimlerinin ve becerilerinin farkına vardırılır.
- Öğretmen, öğrencinin kendi gereksinimlerini kendisinin fark etmesine yardımcı olur.
- Öğretmen “öğretici” konumundan çıkar; öğrenmenin gerçekleşmesi sırasında yönlendirme, destekleme ve paylaşma gibi yaklaşımlarla öğrenciye yardımda bulunur ve öğrenme işini öğrenci kendi isteğiyle gerçekleştirir.
- Öğrencinin alması gereken bilgilerin ve bu bilgilerin düzeninin yaşamın doğal akışında rastlanabilir nitelikte olması tercih edilmelidir.
- Okul dışı yaşamda da insanların hedefleri olmaktadır; bu hedefler için plan yapmaktadırlar; bu planları gerçekleştirmek için gereken becerileri ve diğer kaynakları belirleyerek eğer bunlara sahip değillerse bu beceri ve kaynakları kazanmaya çalışmaktadırlar.
- Okuldaki eğitimin de doğal yaşamdaki bu yaklaşımda olduğu gibi planlanması daha işlevsel bir yapı olacaktır.
Bir çocuk yetiştirmenin ne kadar büyük ve çok emek istediğini bilenlerdenim hem bir eğitim bilimci hem de biri 33 diğeri de 26 yaşında iki evladı olan bir baba olarak. Doğumdaki heyecanla başlar yolculuk…
Her aşamada çoğalan bir sevdadır, bir babanın bebeğinde gördüğü gelişmenin sevdası.
Biz, anneler kadar içimizde, bedenimizle besleyerek kendimizde büyütemesek de evlatlarımızı, sıcacık, minicik elini uzatıp parmağını tutan bir bebektir aslında bir erkeği çoğaltan, yaşama katan ve besleyen.
Her gün yeni bir hayat öğretisidir.
Onca çaba, çocuklarımıza daha iyisini, daha güzelini, daha anlamlısını sağlayarak bir gelecek kurma kaygısıdır ki bunun en temel ölçütü kaliteli bir eğitimden başlar.
Çünkü hepimiz aynı şeyleri istiyoruz, politik duruşumuzdaki nüanslar ne olursa olsun.
Hepimiz, “çocuklar şeker yesin” diye ve insanca ortamlarda yetişsinler diye uğraş veriyoruz.
Bunu kim yapacak peki?
Halkın iradesi ile seçilenler, halkımızın desteği ve halkımızla birlikte yapacak, inanarak, güvenerek ve çalışarak.
Hep birlikte yapacağız.
Sevgiyle, aşkla, dostlukla, hoşgörüyle ve inançla…
Benzer Yazılar
-
Sevgi Kalpten Doğar, Değer Vermek Hayata Taşır
-
Kendime Sadığım
-
Beklemeyi Dahi Bekliyor İnsan.
-
Hatıraların Kadim Muhafızları
-
İyi Kalmak
-
Kadının Onuru, Medeniyetin Kalbidir.
-
Sükûnetle Yürümek
-
YÜREĞİ AYAZ BİZ
-
EY DOST
-
SEÇTİKLERİMİZ BİZE LAYIK OLACAKMIDIR?
-
KAPILAR…
-
Herkesin konusu: “KKTC ‘deki Seçimler” Şahsımın konusu: “Aidiyetlik”